TÜBİTAK’ın desteklemediği Türk genç girişimci İlayda Şamilgil, NASA ve Forbes’un dikkatini çekmeyi başardı. Boston’daki bir teknoloji laboratuvarında, tıp profesyonelleri ve sporcular için devrim niteliğinde biyometrik verileri izleyen yeni bir sensör geliştirilmekte. Geleneksel yöntemlerden çok daha hassas ölçümler sunan ve üretim maliyetlerini büyük ölçüde azaltan bu “ışık tabanlı giyilebilir teknoloji”, son zamanlarda Amerikalı yatırımcılardan 8.9 milyon dolarlık bir yatırım aldı.
Bu dikkat çekici girişimin arkasındaki isim, Cornell Üniversitesi mühendislik mezunu İlayda Şamilgil. Ancak, Şamilgil’in sağlığı dönüştürme potansiyeline sahip bu girişimi, Türkiye’deki bir lise sınıfında, kamu kaynaklarıyla finanse edilen bir projeyle temellendi. Proje, TÜBİTAK’ın yarışmasında “dereceye girmeye değer bulunmayan” bir değerlendirme aldı.
İlayda Şamilgil’in hikayesi, Türkiye’nin bilim ve teknoloji politikalarının önemli bir örneğini oluşturuyor. Lise yıllarında, sıvıların oranını mıknatıs kullanarak ölçen bir sistem geliştiren Şamilgil, bu çalışmasını TÜBİTAK’a sundu ancak herhangi bir ödül almadı. Kendi ülkesinde yeterince destek bulamayan bu proje, yurtdışında büyük bir başarı kazandı. 2016 yılında Polonya’da yapılan uluslararası bilim yarışmasında, jüri tarafından dünya birinciliğine layık görüldü.
Bu uluslararası başarı, İlayda’nın projesinin potansiyelini keşfeden NASA’nın dikkatini çekti. NASA, geliştirilen ölçüm sistemini Mars araştırmaları kapsamındaki teknik incelemelerine dahil etmeye karar verdi.
TÜRKİYE’DE DESTEKSİZ KALAN FİKİR, ABD’DE YÜKSELİYOR
TÜBİTAK’tan gerekli desteği bulamayan İlayda, uluslararası başarıları sayesinde ABD’ye yerleşti. Cornell Üniversitesi mühendislik eğitimini tamamladıktan sonra, akademik deneyimlerini ticari bir yapıya dönüştürerek Boston merkezli LLume isimli şirketini kurdu. Şirket, kas aktivitelerini ve insan vücudunun biyometrik verilerini ışık teknolojisiyle ölçen sensörler üzerine yoğunlaşıyor. Ticarileşme süreciyle birlikte elde edilen 8.9 milyon dolarlık yatırım, Şamilgil’in iş dünyasındaki yükselişini pekiştirdi. 2025 yılında Forbes dergisi tarafından kaydedilen başarıları ile teknoloji dünyasının geleceğine yön verecek isimler arasında yer aldı ve “30 Under 30” (30 Yaş Altı 30 İsim) listesine girdi.
KAMU KAYNAKLARININ DAĞILIMI ÜZERİNE TARTIŞMALAR
Boston merkezli bir şirketin bu başarıya ulaşması, Türkiye’de “beyin göçü” ve “proje değerlendirme kriterleri” konularını yeniden gündeme getirdi. Kamu kaynaklarının, bilimsel geçerliliği sorgulanan projelere aktarıldığı yönündeki eleştiriler, sosyal medya platformlarında geniş bir tartışma yarattı. Sektör uzmanları, ülkenin beşeri sermayesinin kaybolmaması için kamu kurumlarının bilimsel değerlendirme ve fonlama kriterlerinin evrensel standartlara göre güncellenmesi gerektiğini vurguluyor. Ankara, kamu kaynaklarının doğru projelere yönlendirilmesi ve yetenek kaybının önlenmesi için gerekli reformları tartışmaya devam ederken, İlayda Şamilgil’in başarı hikayesi, genç yeteneklerin desteklenmesinin önemini bir kez daha gözler önüne seriyor.