İnsanlığın sırrını düğmeye sakladılar! Sadece giysiyi kapamıyor, dünyanın merkezini temsil ediyor

Img

Betül Yasemin Kökbek / Milliyet.com.tr – Giysileri bir arada tutan küçük bir ayrıntı olarak görülen düğme, Türk kültüründe yüzyıllar boyunca çok daha büyük anlamlar taşıdı. Eski Türklerden Osmanlı İmparatorluğu’na uzanan süreçte düğme; kimi zaman zenginliğin ve iktidarın göstergesi, kimi zaman ince el sanatlarının en değerli örneklerinden biri, kimi zaman da uğur ve korunmayı simgeleyen kültürel bir unsur olarak kullanıldı. Günümüzde ise seri üretimin etkisiyle büyük ölçüde yalnızca işlevsel bir aksesuar haline geldi. Kocaeli Üniversitesi’nden Prof. Dr. Mine Can düğme kültürü ile ilgili bugüne dek konuşulmamış tüm detayları Milliyet.com.tr okuyucuları ile buluşturdu.

Tarih boyunca Türklerin düğmeyi sadece bir giysiyi kapatma aracı olarak değil, aynı zamanda kimlik, statü ve estetik anlayış göstergesi olarak tanımladıkları biliniyor. Eski Türklerden itibaren düğmeli giyim geleneğinin var olduğu biliniyor, Orta Asya’dan Anadolu’ya taşınan süreçte düğmenin giyim kültüründe önemli bir yer tuttuğu görülüyor. Özellikle düğmelerde değerli metal ipliklerin kullanımı, özel örme ve süsleme teknikleri kullanılarak hazırlanmaları, yapımında ustalık gerektiren sanat eseri niteliğindeki düğmelerin de bunun en büyük göstergesi olduğuna inanılıyor. Prof. Dr. Mine Can, “Osmanlı İmparatorluğu döneminde düğme işlevsel özelliğinin çok ötesine geçmiş, saray ve çevresi için elmas, yakut, zümrüt gibi değerli taşlardan yapılan düğmeler servet ve iktidarın sembolü olmuştur. Altın ve gümüşten simkeş ve sırmakeş adı verilen zanaatkarlar tarafından ustalıkla çekilen mikron inceliğinde metal ipliklerle örülen düğmeler Türk el sanatlarının inceliğini gözler önüne sermektedir” diyerek açıklamalarına başladı. Kaftan, cepken, üçetek vb. giysilerde kullanılan örme düğmelerin, işlevinden çok adeta bir mücevher gibi kıyafeti süsleme amacı taşıdığını söyleyen Prof. Dr. Can, bu durumun Osmanlı toplumunda düğmenin estetik ve sembolik değerinin ne kadar yüksek olduğunu gösterdiğine dikkat çekti.

Haberlerimizi Google’da Takip Edin

En güncel haberlere ve son dakika gelişmelerine Google üzerinden anında ulaşmak için bizi favorilerinize ekleyin.

Google’da tercih edilen
kaynak olarak ekleyin

BİRÇOK KÜLTÜRDE NAZAR İÇİN DÜĞME KULLANDILAR!

Açıklamalarına düğmenin Türk mitolojisindeki yerine de yer veren Prof. Dr. Can, “Düğme kutsal bir sembol olarak öne çıkmasa da, düğüm ve bağlama eylemlerinden dolayı halk inanışlarında koruyucu ve birleştirici sembolik anlamlar taşıdığı bilgisine rastlanmaktadır. Düğmeye bazı soyut anlamlar yüklenmiş ve yuvarlak şekilli düğmeler kötü bakışı yansıtan gözle özdeşleştirilmiştir. Bu nedenle dünyanın birçok yerinde nazarlık amacıyla düğmeler kullanılmaktadır” dedi.

“Arkeolog Altan Türe, Orta Asya geleneğinde, süslemelerde kullanılan düğmelerin mutlu ve sağlıklı evlilik yapanların giysilerinden alındığını belirtmiştir. Bugün Anadolu’nun pek çok yerinde düğme nazarlık, bereket veya uğur olarak da kabul edildiğinden, düğme ile süslenmiş giyim, takı, ev eşyası, havyan koşum takımları vb. eşyaya rastlamak mümkündür.” – Prof. Dr. Mine Can

Geleneksel Türk giyim-kuşam kültüründe kullanılan metal, sedef, kemik veya döküm düğmeler üzerinde zaman zaman bitkisel ve hayvansal bezemelere rastlandığının bilgisini veren Prof. Dr. Mine Can, bu motiflerin özellikle saray sanatının etkisinde şekillenen desenlerden yola çıkılarak tasarlanmış bitkisel (lale, gül, üzüm salkımı vb.), hayvan figürlü ya da sembolik (yıldız, çarkıfelek vb.) kaynaklı motiflerin görüldüğünün altını çizdi. “Bununla birlikte örme tekniği ile hazırlanmış düğmelerde top, damla, oval ve prizma gibi geometrik formlarda hazırlanmış düğmelerde bulunmaktadır. Bazı örme düğmelerin üzerinin inci, mercan gibi yarı değerli malzemelerle süslenmiş olması motif sembolizminden ziyade, düğmenin işçilik ve malzeme üstünlüğü bakımından bir statü simgesi olduğunu ön plana çıkarmaktadır” diyen Prof. Dr. Can, bu düğmelerin hem kadın hem de erkek kıyafetlerinde kullanıldığı örneklerin mevcut olduğunu iletti. Bunu destekler nitelikte etnolog, araştırmacı ve koleksiyoner Sabia Tansuğ’un Anadolu’da yaptığı araştırmalarda, bazen altın ya da gümüşten yapılmış üzeri değerli taşlarla bezeli her biri takı niteliğindeki düğmelere, bazen de sırma ya da ipek örgülü düğmelere kadın ve erkek giysilerinde rastladığının bilgisini de verdi.

DÜNYANIN GÖBEĞİNİ TEMSİL ETTİĞİNE İNANILIYOR

Özellikle Orta Asya topluluklarının birçoğunda, düğmelerin dünyanın göbeğini, arzın merkezini ve dünyanın göbeğinde yaratılan insanı simgelediğinin altını çizen Prof. Dr. Mine Can bunu şu cümlelerle açıkladı: “Embriyonun göbekten başlayarak geliştiği düşünülmekte ve düğmelerin ortalarının delik olması göbeği simgelemektedir. Yakut Türkleri de dünyayı yuvarlak olarak kabul etmekte ve dünyanın ortasında da bir delik olduğunu düşünmektedir. Bu sebeple Türk kültür tarihi araştırmacısı Bahaeddin Ögel araştırmalarında Yakut Şamanlarının üzerlerinde taştan oyulmuş dünya şekillerini taşıdıklarından söz etmektedir.”

Osmanlı İmparatorluğu döneminden günümüze kalan giysi örneklerinin incelenmesiyle düğmenin Türk kültüründe yalnızca giysiyi bağlayan işlevsel bir unsur olmadığını da hatırlatan uzman isim, düğmenin bu dönemde; kişinin sosyal statüsünü, zenginliğini ve estetik anlayışını yansıtan önemli bir gösterge olduğunu söyledi. “Saray çevresinde elmas, yakut, zümrüt gibi değerli taşlardan yapılan düğmeler servet ve kudreti simgelerken, sim ve sırma ile örülen düğmeler de ince işçilik ve sanat anlayışının bir göstergesidir” diyen Prof. Dr. Mine Can bu sebeple düğmenin, Türk giyim kültüründe yalnızca bir aksesuar değil; kişinin toplumdaki konumunu, zevkini ve ait olduğu kültürel çevreyi ifade eden sembolik bir unsur olarak değerlendirilebildiğini söyledi.

“Düğme sadece giysiyi kapama görevi görmez. Halk inanışlarında düğüm ve bağlama eylemlerinden dolayı koruyucu ve birleştirici gibi sembolik anlamlar taşıdığına da inanılmaktadır. Ayrıca Osmanlı döneminde kaftan, cepken, camedan, üçetek gibi özel giysilerde sıklıkla kullanıldığı görülen örme düğmelerin bazı giysilerde ilikleme özelliğinin dışında kıyı boyunca yan yana tutturulmuş olması, giysilerin düğme aracılığı ile süslediğinin de bir göstergesidir.” – Prof. Dr. Mine Can

ÖNCE ALTINDAN YAPTILAR SONRA SENTETİK MALZEMELERE GEÇTİLER

Tarih boyunca düğme imalatında çok çeşitli malzemelerin kullanıldığını söyleyen Prof. Dr. Can, geçmişte özellikle altın, gümüş, elmas, zümrüt, yakut, mercan ve kristal gibi değerli ve yarı değerli taşlar düğme yapımında önemli bir yer tuttuğunun altını çizdi. Bunun yanında sedef, hayvan boynuzu, toynak, kemik, ağaç, deri ve bambu gibi doğal malzemeler de yaygın olarak kullanıldığını iletti. Ayrıca cam, porselen ve seramik gibi işlenmiş malzemeler ile ipek iplik gibi tekstil kökenli kaplamalar da düğme üretiminde yer aldığının bilgisini verdi. Sanayileşme ile birlikte ise selüloz, polistiren ve polivinil reçineleri gibi sentetik malzemeler devreye girdiğini ve düğme üretiminin daha çok plastik esaslı hale geldiğinin altını çizdi. Teknolojinin gelişmesiyle birlikte düğme üretiminin değiştiğini, özellikle 20. yüzyıldan itibaren düğmelerin süs işlevini büyük ölçüde kaybettiği hatırlatan Prof. Dr. Can, “Bu durum, düğmenin geçmişte sahip olduğu estetik, el işçiliğine dayalı ve gösterişli niteliğinin kaybolmasına yol açmıştır. Osmanlı döneminde statü, zenginlik ve sanat göstergesi olan düğmeler, sanayileşme ile birlikte daha işlevsel ve standart bir ürüne dönüşmüştür. Dolayısıyla tekstildeki teknolojik gelişmeler düğme kültürünün zengin sembolik ve sanatsal yönünü gölgede bırakmış, düğmeyi daha çok sıradan ve işlevsel bir unsur haline getirmiştir” dedi. Prof. Dr. Mine Can açıklamalarını şu sözlerle bitirdi: “Türk kültüründe düğme sadece minik bir aksesuar değilken, estetik değerlerimizin yozlaşması dolayısıyla kültürel kimliğin yapı taşı olan el sanatlarının özgün tekniklerinin unutulması ile bizi temsil eden küçük ama bir zamanlar anlamı büyük bir objenin nasıl sıradanlaştığının bir kez daha göstermektedir.”

Source

yok

Author: Zeynep Kurt